“Kuşu ölen bir çocuğa taziyeye giden peygamberin,
Müslümanlar katledilirken sessiz kalan ümmetiyiz”
Müslümanlar katledilirken sessiz kalan ümmetiyiz”
Bu sene “Uluslararası Savaş Hukuku” adında bir ders aldım. Bu
ders özetle: savaşın da mutlak surette uyulması gereken kuralları olduğunu;
sivillere özellikle de çocuklara&kadınlara zarar verilmemesi gerektiğini
hatta bazı hallerde askerlere dahi zarar verilemeyeceğini öğrendim. Bunu
koruyan(!) Cenevre Konvansiyonları, Birleşmiş Milletler Sözleşmesi efendime
söyleyeyim Roma Statüsü gibi pek çok belge olduğunu öğrettiler. Öyle ki bu
sözleşmeler sayesinde savaşlar yalnızca ekstrem hallerde ve eşitlik ilkesi
gözetilerek yapılmalıydı. Buna riayet etmeyenler ise Uluslararası Savaş Suçları
Mahkemesi gibi oluşumlarda yargılanmalıydı.
Teoride “vay be adamlar yapmış” dedirten bu dersin öyle
olmadığını anlamam uzun sürmedi. Haziran ayında biten dersin pratiği ne yazık
ki temmuzda kahrolası İsrail tarafından acı şekilde gerçekleştirildi.
Ramazan’ın gelmesiyle Müslüman aleminin oruç ibadetini
yerine getirdiğini bilen İsrail; hiçbir zaman hiçbir hukuki- ve de ahlaki-
zemini olmayan katliamlarına başladı. Biliyor ki şu uzun günlerde oruç tutan
Müslüman zayıf biliyor ki güçsüz… Zaten oruç tutmasalar dahi ellerinde taşlar
ve sopalardan başka bir şeyleri olmayan Filistinliler, İsrail’in elindeki
silahlara nasıl karşı durabilsin? Savunmasız insanlara bedensel olarak güçsüz
oldukları zamanda saldırmak… Kaldı ki bedensel olarak güçlü bile olsalar hiçbir
akla mantığa sığan gerekçe göstermeden insanları kendi ülkelerinden kovamaya
zorlamak…
İnsan olanın yap-a-mayacağı şeyler.
Filistin örneğinde gördük ki tüm o savaş sözleşmeleri
aslında güçlünün işine geldiğinde kendini aklamak üzerine hazırladığı
müsveddeler. Aslında hepsi koca birer HİÇ! Abartıyorsun diyenler olabilir belki.
Onlara tavsiyem en azından herhangi bir sosyal paylaşım sitesine girip(özellikle
instagram) #PrayForIsrael veya #FuckGaza başlıklarını aratmaları. Siyonistin
küçüğü büyüğü fark etmiyor gözlerini öyle nefret bürümüş ki şehit olan Gazzeli
bebekleri paylaşıp sevinç dolu iletiler yazabilecek kadar alçalmışlar!
Katliamın boyutları öylesine vahşet dolu öylesine acı ki
bahsederken bile insanın canı yanıyor. Biz iftara ne yesek telaşındayken onlar
iftara erişebileceklerinden bile emin değiller. Gözlerinin önünde aileleri,
komşuları, sevdikleri ölüyor. Başlarının üzerinden bombalar yağıyor…
Peki ümmet olarak ne yapabiliriz?
Allah’u Teala buyuruyor ki: ''Bana dua ediniz ki size icabet
edeyim'' (MU'MİN-60)
Öncelik elbette Rahman ve Rahim olan Allah’a kardeşlerimiz
için dua etmekte.
Ancak fiili olarak
da bir şeyler yapmamak olmaz. Bebek katili İsrail’e karşı elimizden gelen -en
azından şimdilik- en önemli somut direniş BOYKOT!
Yarın hesaba çekilince Rabbimize mahçup olmamak adına,
insanlık onurumuz adına, bir nebze de olsa Filistin’in acılarını paylaşmak
adına BOYKOTA KATILIN. *Tüketiciler Birliği’nin yayınladığı boykot ürünlerini
almayın. Filistin’e bir kurşun da siz atmayın. Elimizden geldiğince İsrail
mallarını satın almayalım ve bu bilinci çevremizdeki en çok sayıdaki kişiye aşılayalım.
Bu konu insan olan herkesin borcu…
Bir kişiden ne olacak deme!
Sen yoksan bir eksiğiz!
Özellikle bugün duaların inşaallah geri çevrilmeyeceği Kadir
Gecesi hatrına siz de bir yerlerden başlayın.
Boykota katılın
Fiili direnişe geçin
ve bolca
Dua edin
Dua edin
Dua edin…

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder