28 Eylül 2014 Pazar

PAYLAŞMAK İÇİN GÜZEL BİR FIRSAT: KURBAN BAYRAMI


 
فَصَلِّ لِرَبِّكَ وَانْحَرْ
Öyleyse Rabbin için namaz kıl, kurban kes. -- Kevser, 2

Sözlük anlamı “yaklaşmak” olan “kurban”; Allah’a yaklaşmak ve O’nun yolunda mülklerin feda edilmesi anlamını taşır. Aynı zamanda tıpkı Hz.İbrahim (as)’ın rol model olduğu bir teslimiyeti ve de şükrü ifade eder. Dolayısıyla, kurban; insanoğlunun yaratıcısıyla yakınlaşmasına ve O'nun rızasını kazanmasına vesile olan bir ibadettir.

Kurban aynı zamanda muhtaç olanlara yaklaşıp dara düştüğünde onun yanında olmanın ve kardeşliği paylaşmanın da adıdır. Bu vesileyle “Kurban Bağışı”na değinirsek; kurban kesmesi vacip olan kişinin, bu vazifesini bizzat gerçekleştirmek yerine bir başka kişi veya kuruma vekâlet vererek kurbanını onlara kestirmesi anlamına gelir. Akabinde de kesilen kurbanın etlerinin vekalet verilen kişi veya kurum kanalıyla yoksullara bağışlaması şeklinde gerçekleşir.

O halde sizin her gün rahatlıkla erişebileceğiniz ancak kimilerinin senede belki de sadece bir kez yiyebileceği bir besini temin etmek, ihtiyaç sahiplerinin yüzünü güldürmek istemez misiniz?
Bu Kurban Bayramı yalnız size ve ailenize değil; ihtiyaç sahipleri ve onların ailelerine de bayram olsun.

Zaten gerçek bir bayram, elimizdekileri paylaşınca bayram.

Zaten gerçek bir bayram, birilerinin kalbine dokunabildiğinizde bayram.

Geri sayıma başlamışken hala daha kurbanınızı bağışlayacak bir yer bulamadıysanız, kararsızsanız ya da 
“Kime ve ne şekilde kurbanımı ulaştırabilirim” diyorsanız bu iş için güvenebileceğiniz gönüllü organizasyonlar/kurumlar mevcut. Yerine ulaştıracağına itimat ettiğim ilk 5’i sizin için internet linkleri ile birlikte yayınlıyorum:

1. Yeryüzü Doktorları
Somali, Nijer, Kenya ve Kongo gibi Afrika’nın yoksul ve muhtaç ekonomilerinin canlanmasına, açlık sınırı altında yaşayan insanların yıllık kurutulmuş et ihtiyacının karşılanmasına ve eksik vitaminlerin alınmasına katkı sağlıyor, sağlık şartlarının, kardeşlik duygularının ve insani yardım çalışmalarının güçlenmesine vesile oluyor.

2. Kızılay’da bu sene kurban etleri Et ve Süt Kurumu işbirliği ile konserveleniyor. Sonra da tüm bir yıl boyunca ihtiyaç sahiplerinin sofrasında yer alıyor. 

3. Arakan’dan Mısır’a, Filistin’den Doğu Türkistan’a, Suriye’ye; Kafkasya’dan Balkanlara, Afrika’dan Ortadoğu’ya mazlum ve mağdur bütün coğrafyalara uğruyor. Kurbanlarınızın dünyanın herhangi bir yerindeki yardıma muhtaç kardeşinize ulaşması için İHH-İnsani Yardım Vakfı 

4. Afrika, Orta Asya, Orta Doğu, Kafkasya ve Balkanlar’da Kurban heyecanına ortak olmak için: Aziz Mahmut Hüdayi Vakfı


5. Kanser hastası çocuklarımız için 12 ay kullanılacak olan kurban bağışlarınız için LÖSEV. Ayrıca bağışladığınız kurbanların derisi, yünü, bağırsağı ve benzeri kısımları Diyanet İşleri Başkanlığı’nın Eylül 2013’teki açıklamasına uygun olarak paraya çevrilerek vakıf tüzüğündeki faaliyetlerin gerçekleştirilmesi için değerlendiriliyor.



  
İNSANLARI GÜLÜMSETEBİLDİĞİNİZ
BİR BAYRAM OLMASI DİLEĞİYLE…

29 Ağustos 2014 Cuma

Selam Vermeyi Unuttuk (Mu) ?

Bugün İSTEV’in ön ayak olduğu Sosyal Girişimcilik Okulu projesi kapsamında #Günaydınİstanbul etkinliği ile sokaklardaydık. 110 arkadaşımızla aynı anda 50’den fazla farklı noktada saat 7.00 ile 10.00 arasında GÜNAYDIN İSTANBUL dedik.

Etkinlik kapsamında ben ve kuzenim bu sabah Ayrılık Çeşmesi Marmaray durağındaydık. Elimizde “Bugün 3 kişiye günaydın der misiniz?” yazılı pankartımız ile kalplerde tebessüm oluşturmayı amaçladık. Yüzlerce kişiye unuttukları bir şeyi çevresindekilere “günaydın” demeyi hatırlattık.


Etkinlik Pankartımız
    Toplumumuz ne yazık ki tanımadığı kişilerin kendisine selam vermesine o kadar yabancılaşmış ki bugün sabah pek çok kişi bize gelip “Neden günaydın dediniz şimdi?” dedi. Para istediğimizi yahut ürün tanıttığımızı düşünenler dahi oldu!

Öte yandan yanımıza gelip “Ben otobüs şöförlerine bile ‘günaydın’ diyorum ancak karşılık alamıyorum, böyle bir proje yaptığınız için teşekkürler” diyenler de olmadı değil. Gözlerimizin önünde çevresindeki tanımadığı 3 kişiye “günaydın” diyenlerin sayısı azımsanamayacak kadar çoktu. Hatta bir teyzemiz çevresindeki 2 kişiye günaydın deyip 1 kişiye daha demem gerekiyor diyerek heyecanla uzaklaştı.

Bahsi geçen Simitçi Abimiz
Beni en çok etkileyen olay ise, Simitçi Abinin bizi gördükten sonra simitlerini başına günaydın ekleyerek satması oldu.

Ayrıca projemize bir destek de Sayın İstanbul Valimiz Hüseyin Avni Mutlu'dan geldi. Kendileri, bu proje için bizleri çokça tebrik etti. Vali Mutlu, "İnsan sosyal bir varlık olarak büyük şehirlerin hayatı içerisinde belki biraz daha kendisini yalnız hissediyor. Ancak yalnızlık Allah’a mahsustur. Sadece insanla selamlaşmak gerekmiyor, hayatla selamlaşabilirsiniz, hayatın her noktasıyla selamlaşmak ve bir tebessümle güven yaratmak çok önemli bir şey. İnsanlar bir toplum içinde dostlarıyla güçlü olabilir. Selamlaştıkları insanlar kadar da mutlu olabilirler" dedi.

Ekip Arkadaşım: Kuzenim Betül
Velhasıl bu sabah; işyerlerine, kurslara, dersanesine, gezmeye gidenler umuyoruz ki bizden aldıkları motivasyonla gittikleri yerlerdeki insanlara da günaydın dediler. Güne böyle hoş bir başlangıç yaptığımdan kendimi gün boyunca çok iyi hissettim.

Unutulan selamlaşma bilincini aşılamak ve sosyal iletişimi canlandırmak için siz de hayatınızda bir değişiklik yapın. Yarın sabah 3 kişiye GÜNAYDIN deyin !

24 Temmuz 2014 Perşembe

İSRAİL'İ BOYKOT!

“Kuşu ölen bir çocuğa taziyeye giden peygamberin,
 Müslümanlar katledilirken sessiz kalan ümmetiyiz”

Bu sene “Uluslararası Savaş Hukuku” adında bir ders aldım. Bu ders özetle: savaşın da mutlak surette uyulması gereken kuralları olduğunu; sivillere özellikle de çocuklara&kadınlara zarar verilmemesi gerektiğini hatta bazı hallerde askerlere dahi zarar verilemeyeceğini öğrendim. Bunu koruyan(!) Cenevre Konvansiyonları, Birleşmiş Milletler Sözleşmesi efendime söyleyeyim Roma Statüsü gibi pek çok belge olduğunu öğrettiler. Öyle ki bu sözleşmeler sayesinde savaşlar yalnızca ekstrem hallerde ve eşitlik ilkesi gözetilerek yapılmalıydı. Buna riayet etmeyenler ise Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi gibi oluşumlarda yargılanmalıydı.

Teoride “vay be adamlar yapmış” dedirten bu dersin öyle olmadığını anlamam uzun sürmedi. Haziran ayında biten dersin pratiği ne yazık ki temmuzda kahrolası İsrail tarafından acı şekilde gerçekleştirildi.

Ramazan’ın gelmesiyle Müslüman aleminin oruç ibadetini yerine getirdiğini bilen İsrail; hiçbir zaman hiçbir hukuki- ve de ahlaki- zemini olmayan katliamlarına başladı. Biliyor ki şu uzun günlerde oruç tutan Müslüman zayıf biliyor ki güçsüz… Zaten oruç tutmasalar dahi ellerinde taşlar ve sopalardan başka bir şeyleri olmayan Filistinliler, İsrail’in elindeki silahlara nasıl karşı durabilsin? Savunmasız insanlara bedensel olarak güçsüz oldukları zamanda saldırmak… Kaldı ki bedensel olarak güçlü bile olsalar hiçbir akla mantığa sığan gerekçe göstermeden insanları kendi ülkelerinden kovamaya zorlamak…
İnsan olanın yap-a-mayacağı şeyler.

Filistin örneğinde gördük ki tüm o savaş sözleşmeleri aslında güçlünün işine geldiğinde kendini aklamak üzerine hazırladığı müsveddeler. Aslında hepsi koca birer HİÇ! Abartıyorsun diyenler olabilir belki. Onlara tavsiyem en azından herhangi bir sosyal paylaşım sitesine girip(özellikle instagram) #PrayForIsrael veya #FuckGaza başlıklarını aratmaları. Siyonistin küçüğü büyüğü fark etmiyor gözlerini öyle nefret bürümüş ki şehit olan Gazzeli bebekleri paylaşıp sevinç dolu iletiler yazabilecek kadar alçalmışlar!

Katliamın boyutları öylesine vahşet dolu öylesine acı ki bahsederken bile insanın canı yanıyor. Biz iftara ne yesek telaşındayken onlar iftara erişebileceklerinden bile emin değiller. Gözlerinin önünde aileleri, komşuları, sevdikleri ölüyor. Başlarının üzerinden bombalar yağıyor…

Peki ümmet olarak ne yapabiliriz?

Allah’u Teala buyuruyor ki: ''Bana dua ediniz ki size icabet edeyim'' (MU'MİN-60)
Öncelik elbette Rahman ve Rahim olan Allah’a kardeşlerimiz için dua etmekte.
Ancak fiili olarak da bir şeyler yapmamak olmaz. Bebek katili İsrail’e karşı elimizden gelen -en azından şimdilik- en önemli somut direniş BOYKOT!

Yarın hesaba çekilince Rabbimize mahçup olmamak adına, insanlık onurumuz adına, bir nebze de olsa Filistin’in acılarını paylaşmak adına BOYKOTA KATILIN. *Tüketiciler Birliği’nin yayınladığı boykot ürünlerini almayın. Filistin’e bir kurşun da siz atmayın. Elimizden geldiğince İsrail mallarını satın almayalım ve bu bilinci çevremizdeki en çok sayıdaki kişiye aşılayalım. Bu konu insan olan herkesin borcu…

Bir kişiden ne olacak deme!
Sen yoksan bir eksiğiz!

Özellikle bugün duaların inşaallah geri çevrilmeyeceği Kadir Gecesi hatrına siz de bir yerlerden başlayın.
Boykota katılın
Fiili direnişe geçin
ve bolca
Dua edin
Dua edin
Dua edin…