24 Temmuz 2014 Perşembe

İSRAİL'İ BOYKOT!

“Kuşu ölen bir çocuğa taziyeye giden peygamberin,
 Müslümanlar katledilirken sessiz kalan ümmetiyiz”

Bu sene “Uluslararası Savaş Hukuku” adında bir ders aldım. Bu ders özetle: savaşın da mutlak surette uyulması gereken kuralları olduğunu; sivillere özellikle de çocuklara&kadınlara zarar verilmemesi gerektiğini hatta bazı hallerde askerlere dahi zarar verilemeyeceğini öğrendim. Bunu koruyan(!) Cenevre Konvansiyonları, Birleşmiş Milletler Sözleşmesi efendime söyleyeyim Roma Statüsü gibi pek çok belge olduğunu öğrettiler. Öyle ki bu sözleşmeler sayesinde savaşlar yalnızca ekstrem hallerde ve eşitlik ilkesi gözetilerek yapılmalıydı. Buna riayet etmeyenler ise Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi gibi oluşumlarda yargılanmalıydı.

Teoride “vay be adamlar yapmış” dedirten bu dersin öyle olmadığını anlamam uzun sürmedi. Haziran ayında biten dersin pratiği ne yazık ki temmuzda kahrolası İsrail tarafından acı şekilde gerçekleştirildi.

Ramazan’ın gelmesiyle Müslüman aleminin oruç ibadetini yerine getirdiğini bilen İsrail; hiçbir zaman hiçbir hukuki- ve de ahlaki- zemini olmayan katliamlarına başladı. Biliyor ki şu uzun günlerde oruç tutan Müslüman zayıf biliyor ki güçsüz… Zaten oruç tutmasalar dahi ellerinde taşlar ve sopalardan başka bir şeyleri olmayan Filistinliler, İsrail’in elindeki silahlara nasıl karşı durabilsin? Savunmasız insanlara bedensel olarak güçsüz oldukları zamanda saldırmak… Kaldı ki bedensel olarak güçlü bile olsalar hiçbir akla mantığa sığan gerekçe göstermeden insanları kendi ülkelerinden kovamaya zorlamak…
İnsan olanın yap-a-mayacağı şeyler.

Filistin örneğinde gördük ki tüm o savaş sözleşmeleri aslında güçlünün işine geldiğinde kendini aklamak üzerine hazırladığı müsveddeler. Aslında hepsi koca birer HİÇ! Abartıyorsun diyenler olabilir belki. Onlara tavsiyem en azından herhangi bir sosyal paylaşım sitesine girip(özellikle instagram) #PrayForIsrael veya #FuckGaza başlıklarını aratmaları. Siyonistin küçüğü büyüğü fark etmiyor gözlerini öyle nefret bürümüş ki şehit olan Gazzeli bebekleri paylaşıp sevinç dolu iletiler yazabilecek kadar alçalmışlar!

Katliamın boyutları öylesine vahşet dolu öylesine acı ki bahsederken bile insanın canı yanıyor. Biz iftara ne yesek telaşındayken onlar iftara erişebileceklerinden bile emin değiller. Gözlerinin önünde aileleri, komşuları, sevdikleri ölüyor. Başlarının üzerinden bombalar yağıyor…

Peki ümmet olarak ne yapabiliriz?

Allah’u Teala buyuruyor ki: ''Bana dua ediniz ki size icabet edeyim'' (MU'MİN-60)
Öncelik elbette Rahman ve Rahim olan Allah’a kardeşlerimiz için dua etmekte.
Ancak fiili olarak da bir şeyler yapmamak olmaz. Bebek katili İsrail’e karşı elimizden gelen -en azından şimdilik- en önemli somut direniş BOYKOT!

Yarın hesaba çekilince Rabbimize mahçup olmamak adına, insanlık onurumuz adına, bir nebze de olsa Filistin’in acılarını paylaşmak adına BOYKOTA KATILIN. *Tüketiciler Birliği’nin yayınladığı boykot ürünlerini almayın. Filistin’e bir kurşun da siz atmayın. Elimizden geldiğince İsrail mallarını satın almayalım ve bu bilinci çevremizdeki en çok sayıdaki kişiye aşılayalım. Bu konu insan olan herkesin borcu…

Bir kişiden ne olacak deme!
Sen yoksan bir eksiğiz!

Özellikle bugün duaların inşaallah geri çevrilmeyeceği Kadir Gecesi hatrına siz de bir yerlerden başlayın.
Boykota katılın
Fiili direnişe geçin
ve bolca
Dua edin
Dua edin
Dua edin…